Cuma, Ocak 25, 2013

Germir-Kayseri

Yemyeşil bir vadinin içine kurulmuş köyün içi geçen yüzyılın başında olduğu gibi duruyor; taş konaklar, kiliseler ve daracık sokaklar her şey eskisi gibi, ama çevresi azman bloklarla sarılmış durumda. 1996 yılında SİT alanı ilan edilen Germir’deki tarihi konaklar taş işçiliği ve süslemeleriyle dikkat çekiyor. Germir; Oscarlı yönetmen hemşehrimiz Elia Kazan’ın da memleketi.

18. yüzyılda kurulduğu sanılan Germir’de daha önceleri elekçilikle uğraşan Poşalar otururmuş ve yöre bu nedenle Poşa Deresi olarak adlandırılırmış. Germir adının Ermenice’de kırmızı anlamına gelen Karmir sözcüğünden geldiği kabul ediliyor. 20.yy’ın başında 1000 Türk, 2000 Ermeni ve 2500 Rum’un yaşadığı Germir’de tüm cemaatlerin anadili Türkçe’ymiş. O yıllarda Germir’de 4 okul, 4 eczane, 25 doktor, 35 dükkân, 6 cami, 2 Rum ve 1 Ermeni kilisesi varmış. Köyü tehcir döneminde Ermeniler, mübadeleden sonra da Rumlar terk etmiş.

Germir’den Rumlar giderken Türklerin de çok üzüldüğünü mübadil Rumlardan Paisios Kiremitçioğlu’nun anılarından öğreniyoruz. Kiremitçioğlu mübadele günlerini şöyle anlatıyor: “Germir’de iyi bir hocamız vardı. Ona Hafız Efendi derlerdi. Biz giderken ağladı: Vah vah! Venizelos bizi aldattı. Elmas gibi komşularımızı aldılar, yerine paslı demir gönderdiler. Bir bahçe bir ağaçlan olmaz, tadı yok. Her çeşit meyve ağaçları olmalı.”

Germir, geçmişte Anadolu"nun en önemli beziryağı üretim merkeziymiş, köyde 30 civarında üretim dışı kalmış bezirhane bulunuyor. Keten tohumundan elde edilen beziryağı deri, boya, sabun ve kağıt üretimde kullanıldığı gibi yemeklerde de kullanılıyor.



BELKİ DE BİR İLK YAŞANDI

20. yüzyıl başında Anadolu toprakları büyük değişime tanık oldu. Binlerce yıldır burada yaşayan Ermeniler ve Rumlar ülkeyi terk etti. Daha sonra sıra kasaba ve köylerin adlarını değiştirmeye geldi. İçişleri Bakanlığı"nca kurulan “Ad Değiştirme Komisyonu” 2000’ekadar 12 binden fazla köyün adını değiştirdi. Böylece köylerin ya da kasabaların yüzlerce belki binlerce yıllık adları yok edildi, geçmişle bağı koparıldı. Bunlardan biri de Germir’di, 1960’ların başında adı Konaklar yapıldı. Komşu köy Tavlusun 10 yıl uğraşıp 1998’de eski adını geri almayı başarınca (belki de bir ilk yaşandı) Germirliler de cesaretlendi. 1999’da mücadeleye başladı; Valilik, İçişleri Bakanlığı, Kültür Bakanlığı ve Kaymakamlığa dilekçeler yazdılar; sonuçta aldılar. Melikgazi Belediye Encümeni"nin 15 Şubat 2000’de aldığı kararla köye Germir adı geri verildi.

Eskiden Germir"de Türk mahallesi dışında iki Rum mahallesi vardı. Bu mahalleler kiliselerin adlarıyla anılıyordu; Panagia ve Aya Todori. Germir’in en etkileyici yapısı ise Panagia (Meryem Ana) Rum Kilisesidir; uzun yıllar boyunca samanlık olarak kullanılmasına rağmen günümüze sapasağlam ulaşmış. Panagia Kilisesinin 1717-1729 yılları arasında eski bir kilisenin yerine inşa edildiği bilinir, büyük olasılıkla 19.yy’ın ikinci yarısında bir kez daha inşa edilmiş olmalı. Çünkü kubbeli kilise yapımı 1856 yılından sonra serbest bırakılmıştı. Merdivenlerle kilisenin ikinci katına, oradan da kubbesine kadar çıkılıyor. Kubbeden Germir kuşbakışı seyredebiliyor. Kilisenin yaklaşık 10 m. uzağında da taştan inşa edilmiş son derece zarif bir çan kulesi de var.

Germir’deki bir diğer Rum kilisesi ise köyün diğer yakasındaki Aya Todori Kilisesi. Ahır olarak kullanılan kilisenin çatısı çökünce sahibi tarafından üstü betonla kapatılmış. Germir’deki kiliseler tarihi eser olmalarına rağmen özel mülk. Girip, çıkarken sahiplerinden izin almak gerekiyor.

Aşağı Mahallede yer alan Surp Stephanos Ermeni Kilisesinin üst örtüsü yıkılmış, içine kümes, kömürlük v.b. birimler inşa edilmiş. 1860 yılında inşa edilen yapının sağlam iken bir kubbeli olduğu biliniyor. Kilisenin bitişiğinde günümüzde konut olarak kullanılan iki katlı bir yapı var. Burası 1901 yılında 115 kız ve erkek öğrencisi bulunan Bartevyan adlı Ermeni okulu.



BİZİM OĞLAN ELİA KAZAN

Dünyaca ünlü yönetmen Elia Kazan’ın (1909-2003) babası Kayserili Rum Yorgi Kazancıoğlu, annesi Germirli Athena Şişmanoğlu idi. Yani iki kez Oscar kazanan yönetmen Elia Kazan bizim oğlandı ve Germir’den çıkmıştı.

İstanbul"da dünyaya gelen Elia Kazan dört yaşında ailesiyle birlikte Amerika’ya göç etti. Tiyatro eğitimi aldıktan sonra oyunculuğa başladı. 1940’larda yönettiği oyunlarla ün kazandı ve Broadway’in en iyi yönetmenleri arasına girdi. 1944 yılında film çekmeye başladı. Özellikle Tennessee Williams ve Arthur Miller"ın oyunlarını sahneleyerek tiyatroda büyük başarı kazanan Elia Kazan’ın yönettiği filmler ise çeşitli dallarda tam 20 Oscar kazandı. “Centilmenlik Anlaşması (1947)” ve “Rıhtımlar Üzerinde (1954)” adlı filmleriyle de “En İyi Yönetmen” dalında iki kez Oscar aldı.

Elia Kazan yeteneği ve başarılı kariyeri kadar, ABD’de McCarthy’nin komünistlere karşı başlattığı cadı avı dönemindeki muhbirliğiyle de gündeme gelmişti. Kazan, 1934 yılında Komünist Parti’ye girmişti; bu yüzden 1952 yılında Amerika’ya Karşı Çalışmaları Araştırma Komisyonuna (HUAC) ifade vermeye çağrıldı. Kazan beklenmedik bir şey yaptı ve Hollywood camiasındaki bir çok solcuyu komisyona gammazladı ve başlarının derde girmesine neden oldu. Bu davranışı hiçbir zaman affedilmedi. Aynı yıl, Meksikalı devrimci Zapata’yı anlatan “Viva Zapata!” filmine rağmen tepkiler dinmedi. 1954 yılında çektiği ve en iyi filmi olarak kabul edilen başrolünde Marlon Brando’nun oynadığı 8 Oscarlı “Rıhtımlar Üzerinde” filmi bile eleştirmenlerce Kazan’ın muhbirliğini topluma aklatma çabası olarak değerlendirildi. 1999 yılında Akademi tarafından Kazan’a tüm yaşamı boyunca elde ettiği başarılardan dolayı özel bir Oscar ödülü verildi; ama bu ödül de tartışma yarattı, aradan geçen bunca yıla rağmen bir çok sinemacı törende 90 yaşındaki Elia Kazan’ı protesto etti. (Gammazları baş tacı yapanlar ibret alsın, bak eloğlu dostlarını yada meslektaşlarını satanları, ona buna gammazlayanları affediyor mu?)

Elia Kazan 1955 yılında çektiği “Cennetin Doğusu” filmiyle asi genç imajıyla gönülleri fetheden James Dean"ı da unutulmazlar arasına sokarken, 1963 yılında yönettiği “Amerika, Amerika” adlı filmiyle kendi ailesinin öyküsünü anlatmıştı, zira filmin kahramanı dayısıydı. 1960"ların ortalarında yazarlığa ağırlık veren Kazan oldukça ilgi gören altı roman kaleme aldı.

Elia Kazan birçok kez köyünü ziyaret etmişti. 1962 yılında Germir’e geldiğinde tellal köy halkına şöyle seslenmişti: “Duyduh duymadıh dimayüüün! Hemşerümüz Aliya Gazan goyümüze gelmüştür. Gormeg dileyen goy meydanına gelsün......!”

Bu köşede defalarca yazdım, yazmaya devam edeceğim. Anadolu halklarının arasında düşmanlık yok, düşmanlık yaratmaya çalışanlar başka iş arasın kendine. Alın size başka bir örnek daha. Elia Kazan’ın babası Amerika"da ölüm döşeğindeyken oğluna şöyle seslenmiş: ""Anadolu"yu bir kere daha görmek istiyorum. Anadolu"daki dostlarım beni bekliyor. Orada bir adamın bahçesine gitmek istiyorum. Bu adamın bir bahçesi var. İçinde her çeşit meyve bulunuyor. (…) İkimiz oturup birlikte meyve yiyeceğiz ve huzur içinde olacağız. Son isteğim bu."" Anadolu"ya nasıl döneceğini oğluna şöyle anlatır: ""Beni uçağa bindir. Ondan sonrası için meraklanma. İnsanlar bana bakarlar. Sen söylentilere aldırma. Türkler çok iyi insanlar.(…)





Hiç yorum yok: