Çarşamba, Mayıs 30, 2012
Salı, Mayıs 29, 2012
Ağlar Oldum
Burak beni, beni bana
Ne yaptigimi bileyim
Biktim bu tatli canimdan
Aglamaktan ne soyleyim
Aglar oldum, guler oldum
Dert deryasinda boguldum
Caresiz yollarda kaldim
Bu halime aglar oldum
Aglar oldum guler oldum
Bir tele buruldum duruldum
Erenler yoluna doldim
Deryayi denizi buldum
Gezer oldum yuzer oldum
Ne yaptigimi bileyim
Biktim bu tatli canimdan
Aglamaktan ne soyleyim
Aglar oldum, guler oldum
Dert deryasinda boguldum
Caresiz yollarda kaldim
Bu halime aglar oldum
Aglar oldum guler oldum
Bir tele buruldum duruldum
Erenler yoluna doldim
Deryayi denizi buldum
Gezer oldum yuzer oldum
Pazar, Mayıs 27, 2012
Cuma, Mayıs 25, 2012
Çarşamba, Mayıs 23, 2012
Pir Sultan Abdal
Seyyah olup su alemi gezerim
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Kendi efkarimca okur yazarim
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Iki elim kalkmaz oldu dizimden
Bilmem amelimden bilmem özümden
Akittim kanli yas iki gözümden
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Yine boranlandi daglarin basi
Akittim gözümden kan ile yasi
Emaneti alir ol veren kisi
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Bozuk su cihanin pergeri bozuk
Yaziktir su geçen ömürüme yazik
Tükendi daneler kalmadi azik
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Pir Sultan’im eydür ummana dalam
Gidenler gelmedi haberin alam
Abdal oldum çullar giydim bir zaman
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Kendi efkarimca okur yazarim
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Iki elim kalkmaz oldu dizimden
Bilmem amelimden bilmem özümden
Akittim kanli yas iki gözümden
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Yine boranlandi daglarin basi
Akittim gözümden kan ile yasi
Emaneti alir ol veren kisi
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Bozuk su cihanin pergeri bozuk
Yaziktir su geçen ömürüme yazik
Tükendi daneler kalmadi azik
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Pir Sultan’im eydür ummana dalam
Gidenler gelmedi haberin alam
Abdal oldum çullar giydim bir zaman
Bir dost bulamadim gün aksam oldu
Pazartesi, Mayıs 21, 2012
Mevlevi ile bir Bektaşi
Günün birinde yolu bir dergâha düsen kendi halinde bir adam, dergâhta, bir Mevlevi ile bir Bektaşi''nin sohbet ettiklerini görünce yanlarına yaklaşır. Kendini tanıtır ve dergâhı merak ettiğini, nasıl zikir edildiğini izlemek için geldiğini söyler. Erenler başlar adama çeşitli nasihatlerde bulunmaya, her biri kendi yolunu mümkün olan en tatlı dille anlatmaya çalışır. Adam bir yandan onları dinlerken, bir yandan da gözleri onların giysilerine takılır.
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır. Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır. Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister. Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur. Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
Mevlevi'nin giydiği kıyafette kollar o kadar geniş ve uzundur ki hem içine üç kişinin birden kolu sığabilir, hem de uzun olduğu için yalnızca kolları değil, elleri de kapatmaktadır. Bektaşi’nin kıyafetinde ise tam tersi bir durum vardır. Elbisenin kolu daracıktır, neredeyse tene yapışmıştır; üstelik kısa olduğu için, eller ta bileklere kadar açıktır. Bu duruma hayret eden adam, sebebini öğrenmek ister. Büyük merakla, önce Mevlevi'ye sorar:
"Pirim, kıyafetinizin kolları neden o kadar geniş ve uzun; bunun özel bir sebebi var mı?"
Mevlevi hiç beklemediği bu soru karşısında oldukça şaşırır. İki kolunu da biraz yukarıya kaldırır, sonra ellerini birleştirerek kollarını daire sekline getirir ve şöyle der:
"Evet, özel bir sebebi vardır. Çünkü biz insanların günahlarını, ayıplarını, kusurlarını örteriz. Başkaları görmesin diye üzerini kapatırız."Yanıttan oldukça hoşnut olan adam ayni merakla bu kez Bektaşi''ye döner:
"Peki ya siz, pirim? Sizin kıyafetinizin kolları neden bu kadar dar ve kısa? Siz insanların günahları ve ayıplarını örtmez misiniz?"
Bektaşi kendi kollarına bakar, birkaç saniyelik bir dalgınlıktan sonra gülümser ve adama bakarak şöyle der:
"Biz mi? Bizim geniş kıyafetlere ihtiyacımız yoktur. Çünkü biz insanların günahlarını ve kusurlarını görmeyiz."
Cumartesi, Mayıs 19, 2012
Cuma, Mayıs 18, 2012
Pazartesi, Mayıs 14, 2012
Pazartesi, Mayıs 07, 2012
Derdim Çoktur Hangisine Yanayım
Derdim çoktur hangisine yanayım
Gine tazelendi yürek yarası
Ben bu derde nerden derman bulayım
Meğer dost elinde ola çaresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim
Türlü donlar giymiş gülden naziktir
Bülbül cevreyleme güle yazıktır
Çok hasretlik çektim bağrım eziktir
Güle güle gelir canlar paresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim
Pir Sultan'ım katı yüksek uçarsın
Selamsız sabahsız gelir geçersin
Dilber muhabbetten niye kaçarsın
Böyle midir yolunuzun töresi
Efendim efendim benim efendim
Benim bu derdime derman efendim
Pazar, Mayıs 06, 2012
Cuma, Mayıs 04, 2012
m.nüretin selçıuk
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın,
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın…
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı,
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın…
Denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın…
Öylesine yıktın ki bütün inançlarımı,
Beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın…
Çarşamba, Mayıs 02, 2012
Pazartesi, Nisan 30, 2012
Ayaksız At
Muharrem Ayrancı
Binip de gidersin ayaksız ata,
Gönül devran eyle toprağa yata,
İnersin kollarda balçığa bata,
Bir damla gözyaşı akıt akıta,
Devran eyle devran, ey bu hayata,
Alırlar senide sorgu suale,
Kabrinde verirsin bir mukabele,
Mezarda yatarsın şaşarsın hale,
Bin ahım çeksen de olmaz nafile,
Devran eyle devran canım amele,
Hak ararsın kuldan yalvara yakar,
Bedel ağır olur, ateşe bakar,
Kavrulursun kor, kor ruhunu atar,
,Bağırırsın cana bedeli kadar,
Devran eyle devran azaptan kurtar..
Gönül devran eyle toprağa yata,
İnersin kollarda balçığa bata,
Bir damla gözyaşı akıt akıta,
Devran eyle devran, ey bu hayata,
Alırlar senide sorgu suale,
Kabrinde verirsin bir mukabele,
Mezarda yatarsın şaşarsın hale,
Bin ahım çeksen de olmaz nafile,
Devran eyle devran canım amele,
Hak ararsın kuldan yalvara yakar,
Bedel ağır olur, ateşe bakar,
Kavrulursun kor, kor ruhunu atar,
,Bağırırsın cana bedeli kadar,
Devran eyle devran azaptan kurtar..
BİTKİ OLACAKSAM

Bitki Olacaksam
Çayır çimen olayım
Aman baldıran değil
Yol altında kalacaksam
Gelin arabaları geçsin üstümden
Çelik paletler değil
Üstümde çocuklar koşuşsun
Ne kaçan ne kovalayan
Askerler değil
Kerpiç yapacaksanız beni
Okullarda kullanın
Ceza evlerinde değil
Soluğum tükenmez de kalırsa
Islık öttürsünler
Aman ha düdük değil
Kalem yapın beni kalem
Şiirler yazın sevgi üstüne
Ölüm kararı değil
Ölünce yaşamalıyım defne yapraklarında
Sakın ola ki
Silahlarda değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









