Perşembe, Ağustos 30, 2007

ZAFER BAYRAMI


Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu. Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919'da Atatürk'ün Samsun'a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk'ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Amasya Genelgesi'nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919'da Ankara'ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920'de TBMM'yi kurdu. Böy-lece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu. Hem de Kurtuluş Savaşı'nın merkezi Ankara oluyordu. TBMM meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. "Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü"nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu'da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılar'a büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, or-dularına: "Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz." emrini verdi. Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşmasından beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal'e "gazi" unvanı ve "Mareşal" rütbesi verildi. Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı'ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı. 1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikle-ri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydmld". İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal'in başkomutan-lığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis'te vardı. Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı. Büyük Tarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline "dur" diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.

Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar


.MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

8 yorum:

Muradiye dedi ki...

Merhaba Mustafa Bey;
Biz, 20 Ağustos günü Antep'ten gelip, Ankara'ya dönen; bu yolculuk sırasında Kayseri'de soluklanıp da sizinle tanışan çiftiz. (Melikşah ve Muradiye, bi de küçük Metehan vardı.)
Oradaki güzel sohbetiniz ve yardımınız için teşekkür ederiz.
Sitenizi inceledikçe ne denli renkli bir kişiliğe sahip olduğunuzu bir kez daha tasdikledik ve orada olup da neden daha uzun sohbet edemediğimize hayıflandık... Konuşacak çok ortak nokta bulabilirdik.
Orada da söylediğimiz gibi kafamızdaki Kayserili imajını çok başka bir yere taşıdınız...
30 Ağustos kutlamanıza mukabele eder, içinde bulunduğumuz zor zamanları en kısa zamanda atlatmayı dileriz. Allah bu durumu fark edemeyip de gözüne perde inenlere akıl fikir versin... Sonumuzu hayır etsin... Fikri ve irfanı hür insanları çoğaltsın ki karanlıklarda boğulmayalım...
Daha pek çok temennide bulunabiliriz ama bu saat için bu kadarı yeterlidir herhalde...
Saygılar efendim...
Yazılarınızı takip edeceğiz . . .

Muradiye - Melikşah

Mustafa Şenalp dedi ki...

MERHABA Melikşah
MERHABA Muradiye
MERHABA Metehan

güzel nazik ve demokrat ifadelerinize çok teşekür ederim
kayseride size insanlık görevimi yaptığıma inanıyorum.
Evet bende değişik kişilerle tanışıp hem düşüncelerimi hemde karşimdaki kişilerin düşüncelerini dinleyerek kendi kültürümü artırmayı kendime hep hedef seçtim.dediğiniz gibi ortak konular bulup daha uzun muhabet imkanımız olmadı kim bilir belki bir gün gene karşılaşırız öyle değilmi?
hepinize ailece (hanenize)sağlık mutluluk esenlik diliyorum.

Metehana iyi bakın lütfen karanlıktan bizleri onlar kurtaracak bizler ışığı yakalım yeter .
sağlıcakla kalın .

ben burdayım.

feripula dedi ki...

Solo paso para saludarte! :)

mentecato dedi ki...

What a nice blog you have!

Therese Bovary dedi ki...

Te mando mis cariños y un gran beso

Maria Rosa Golia de Gencarelli dedi ki...

HELLO MUSTAFA!
THANK YOU!!!
MARIA ROSA

Maria Cristina dedi ki...

saludos, kisses and good luck for you

Fortunata dedi ki...

Gracias por tu visita...no entiendo turko...me encantaria poder lo que escribes....
Un saludo