Cumartesi, Şubat 14, 2009

KIZILDERİLİLER ve AY ÜSSÜ

1957 yılında Amerika'nın güneyine araştırma yapmak üzere üs kuran Nasa 'yı birgün küçük bir kızılderili çoçuk farkeder ve koşa koşa epeyce uzakta bulunan kamplarına gidip Büyükbabasına haber verir. -Büyükbaba, beyaz adamlar gelmiş, aşağıdaki vadide gördüm... Çok kalabalıklar ve birşeyler yapıyorlar.
Yaşlı kızılderili homurdanmaya başlar, belli ki epeyce sinirlenmiştir. -Onlarla konuştun mu?
Hayır, beni görmediler. Ben büyük tepenin üzerinden onları izledim. -O zaman yarın yanlarına git ve orada ne aradıklarını sor
Küçük kızılderili ertesi sabah yola koyulur. Üsse varır ve beyaz adamlardan birinin yanına gidip Burada ne yapıyorsunuz? diye sorar
Beyaz adamlardan birkaçı küçük kızılderilinin basını okşarlarlar, ona gülümserler ve; -Hani geceleri gökyüzünde parlayan birşey var ya, biz buradan onu seyrediyoruz.
Ay'ımı?! peki ama neden?
Adamlar küçük çocuğun sorusunu yine gülümseyerek yanıtlarlar.
İleride... çok yıllar sonra buradan oraya insanları götürebilmek ve orada yeni bir hayat kurabilmek için... Anladın mı?
Küçük kızılderili şaşkınlığını gizlemeye çalışarak "Anladım" der ve koşa koşa uzaklaşır
Öyle hızlı koşmuştur ki, kampa geldiğinde konuşamaz haldedir. Hemen büyükbabasının yanına gider ve kendisine söylenenleri bir bir anlatır. Yaşlı kızılderili torununun anlattıklarını dinledikten sonra iyice sinirlenir, bağırıp çağırmaya başlar. Ertesi sabah yine torununu yanına çağırır, hayvan derisi üzerine kızgın bir çubukla ve kendi lisanınca yazdığı not u torununa uzatarak der ki
Bunu al, beyaz adamlara götür ve onlara de ki; Bunu büyükbabam gönderdi... Oraya, yani ay a gittiğinizde bunu oradakilere verecekmişsiniz
Küçük kızılderili kendisine söyleneni aynen yapar. Üs deki beyaz adamlardan birine notu verir, Büyükbabasının söylediklerini de iletir ve yine koşaradım uzaklaşır.
Üs çalışanları, belli bölümleri yakılmış deri parçasına bakıp, bakıp saatlerce gülerler. Ancak aradan bir kaç gün geçtikten sonra, yaşlı kızılderilinin o notla, sözde ayda yaşayanlara nasıl bir mesaj iletmek istedigini merak etmeye başlarlar. Bu merak günden güne öylesine büyür ki, bir tercüman çağırmaya karar verirler.
Tercüman geldiğinde herkes bir araya toplanır ve merakla beklemeye başlarlar. Bu arada gülüşmeler hala ara ara devam etmektedir. Tercüman deri parçasını eline alır , okur ve ağlamaya başlar. Herkes şaşkındır, gülüşmeler yerini iyiden iyiye meraka bırakmıştır. Tercüman yaşlı gözlerini kalabalığa çevirir ve der ki
Not aynen şöyle
Bu adamlara dikkat edin, elinizden topraklarınızı almaya geliyorlar

6 yorum:

Marte Amanda Riise dedi ki...

Thank you :)

Elizabeth Marie dedi ki...

:) xoxo

*Silvia Alencar* dedi ki...

Vim, agradecer suas visitinhas.
O carinho e as palavras de força que me deu.
Muito Obrigada!!!
Tenha uma semana abençoada...
Thanks...

Grazi, dedi ki...

Teşekkürler! Siteniz çok harika

I don't know if it's right, but i search and that's what i could do. lol. anyway, i just speak english and portuguese.. do you speak any of them?

The Seeker dedi ki...

Çok sitem olmak için teşekkür ederiz ve bu güzel bir not bıraktı.

Is that any thing right *smile* I've translated it with google translator :)

xoxo

Linda S. Socha dedi ki...

Thank you for your comment on my blog Psyche Connections! I look forward to learning more about your
space here.!
Linda